Türkiye'nin En Büyük ve Bir Numaralı Sağlık Adresi
Hazır Doktor Sitesi

Baş Ağrısı

Sayfa Sonu

Sorularınızın cevabı için iletişim bilgilerinizi bırakın.

Ad-Soyad
:
E-mail
:
Telefon
:
Mesaj
:
Baş Ağrısı Baş ağrısı çok çeşitli hastalıklarla birlikte ortaya çıkabilen bir belirtidir. Genellikle basit rahatsızlıkların, ama bazen de ağır hastalıkların belirtisidir ve bu nedenle küçümsenmemelidir. Baş ağrısının nedenlerinin aydınlatılması çok önemlidir.
Tıbbi uygulamada baş ağrısı nın birbiriyle ilişkili üç ana biçiminden söz edilir: Bütün başın içinde tam bir ağrının görüldüğü olgular, yüzeysel nitelikte ağrının bir duyu siniri boyunca yayıldığı olgular ve başın genellikle bir yanında migren tipi ağrının görüldüğü olgular. Migrende ruhsal ve görsel bozukluklarla bulantı ve kusma gibi genel belirtiler birlikte görülür. Baş ağrıları bir başka ölçüte göre de iki grupta toplanır. Birinci grupta tanısı yalnız hastadan alınan öyküye dayanan migren ve gerilim tipi baş ağrıları yer alır. Öbüründe ise tanının muayene ve bazı incelemelerle konduğu kafaiçi hastalık süreçleriyle, genel hastalıklarla ya da yerel hastalıklarla birlikte görülen baş ağrıları bulunurbir süre için bir gözde görme alanını sınırlayan canlı bir ışık çizgisi (parıltılı skotom) belirir; bu görme kusuru başın karşı tarafında ağrı başlayınca ortadan kalkar.
Ağrı şiddetli, zonklayıcı ve ilerleyici özelliktedir. Başlangıçta gözün üzerinde yoğunlaşır, sonra şakak bölgesine yayılır. Migrenin tuttuğu baş yansında deri duyarlığı artmıştır; deriye dokunmak ya da en küçük baş hareketleri ağrıyı başlatabilir. Hasta ses ve ışığa karşı da aşın duyarlılaşır; bu nedenle sessiz ve karanlık bir ortam ister. İştahsızlık görülür. Bulantı, kusma ve halsizlik sık görülen öbür belirtilerdir.
Migren nöbetlerinin süresi çok değişkendir; kısa süreli nöbetler birkaç saatten 12-24 saate kadar, ağır migren nöbetleri ise birkaç gün sürebilir. Aşırı idrar çıkartılan hızlı bir çözülme dönemiyle nöbet biter. Migrenden hiçbir iz kalmayan hasta normal yaşamına döner.

Çeşitli Baş Ağrıları
Baş ağrısının birçok çeşidi vardır. Baş ağrısı yaralanma, iltihap, tümör, damar bozuklukları gibi yerel ya da metabolizma hastalıkları, zehirlenmeler, yüksek tansiyon gibi genel nedenlerle ortaya çıkabilir. Ruhsal gerginlik ve çatışmalardan ya da yorgunluktan kaynaklanabilir. Çeşitli anatomik yapıların uyarılması da baş ağrısı na neden olur. Bunlar arasında başın derisi ve derialtı dokusu, kafadaki kaslar, kafatasını Örten bağ doku yapısındaki zar, kafatası içindeki toplardamar sinüsleriyle bunlara dökülen büyük toplardamarlar, beyin ve omuriliği saran zarlarla (meninks) onlan besleyen atardamarlar, ağrı uyarılarnı merkeze taşıyan kafa sinirleri lifleri, trigeminus, dil-yutak ve vagus sinirleri ile İlk üç boyun omuru siniri sayılabilir.

Ayrıca burun, kulak ve göz hastalıkları baş ağrısı yapabilir. Traksiyon (çekme) tedavisi, ağrıya duyarlı damar, sinir, meninks gibi anatomik yapıların gerilmesi ve/ya da baskıya uğraması da baş ağrısı nı başlatır. Organik nedenlerin yanında ruhsal ve duygusal nedenlere bağlı baş ağrıları da vardır. Bunaltı, ruhsal çöküntü ve histerik olgularında baş ağrısı çok sık görülür. Bazı kişilik özellikleri de baş ağrısı olasılığını artırır. Baş ağrısına eğilimli insanlar genellikle sıkıntılı, katı, yalnızlığı seven, üstbenliği fazla gelişmiş, kusursuzluk arayan ve sürekli hoşnutsuzluk içinde kişilerdir. Baş ağrısı bilinçaltı ruhsal çatışmaların bir dışavurumu da olabilir; uzun süre bastırılmış düşmanlık duygularının bedensel yakınmalara dönüşmesiyle ortaya çıkabilir. Organik ve ruhsal-duygusal etkenlerin yanı sıra birçok baş ağrısı nı beyin damarlarının noradrenalin, adrenalin, serotonin, histamin gibi sinir ileticisi kimyasal maddelere aşırı duyarlılık kazanmasına ve ağrı kesici özellikteki endorfin salgısının azalmasına bağlayan bir kuram gittikçe ilgi toplamaktadır.

Tedavi
Baş ağrısı çok çeşitli ve karmaşık nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Ama ilgili yapıların geçici ya da kalıcı hastalıklarının ve baş ağrısı yapabilecek genel ve yerel hastalıkların doğru tanısı, tedavi açısından çok önemlidir. Tanıya yardımcı olabilecek hiçbir ayrıntı göz ardı edilmemelidir.
Tedavi yöntemi büyük ölçüde tanıya bağlıdır. Baş ağrısı yalnızca çeşitli ilaç ve genel önlemlerle hafifletilebilen bir belirti değildir; Öncelikle onu yaratan nedenin bulunup giderilmesi gerekir. Bununla birlikte temel nedeni bulmak genellikle çok zordur; dolayısıyla da tedavide çoğu kez deneme-yanılma yöntemine başvurulur. Bu yöntem ancak temel bir ilkenin gözetilmesi koşuluyla uygulanabilir. Yani bütün ilaçların zehirleyici etkisi olduğu dikate alınarak hekim gözetimi altında sürdürülen tedavide en hafif etkili ilaçla başlanarak en ağır etkisi olana doğru adım adım ilerlenmesi zorunludur. Kuşkusuz ilaç tedavisinden önce ve onunla birlikte hekimle hastanın el ele vererek hastalığı önleme olanaklarını araştırmaları ve hastanın ilaç dışı savunma yeteneklerini geliştirmeye çalışmaları gerekir.
Birçok baş ağrısı aşırı beslenmeye ve özellikle çok miktarda alkol almaya bağlıdır. Bu durum saptandıktan sonra önlem alınması kolaylaşır. Besin alerjisinin bazen örtük biçimde de olsa sık sık baş ağrısı na yol açtığı unutulmamalıdır.

Başta tahıllar, portakal, yumurta, çay, kahve, çikolata, süt, et, buğday, şeker (şekerkamışı şekeri) ve maya olmak üzere çeşitli besinler alerji sonucu baş ağrısı yapabilir. Baş ağrısının besin alerjisinden kaynaklandığı kuşkusu varsa hastaya en az bir hafta boyunca yalnız alerji yapma olasılığı düşük besinler verilir. Ardından alerji yapan besinleri saptamaya yönelik bir plan uyarınca bu besinler yavaş yavaş beslenme programına alınır. Böylece alerji yapan besinler saptanır ve bunlar beslenmeden çıkarılınca baş ağrıları ortadan kalkar. Alerji kökenli baş ağrılarının doğum doğum kontrol hapları, sigara dumanı ve migren tedavisinde kullanılan ergotamin (bir çavdarmahmuzu alkaloiti) gibi ilaçların etkisiyle arttığı ya da daha kolay başladığı da unutulmamalıdır.
Düzenli yaşama, aşırı içki ve sigaradan kaçınma, yeterince dinlenme, rahat bir ortamda çalışma ve arada yeterli bedensel etkinlik yapma gibi genel önlemler baş ağrısı nda çok yararlıdır. Hoşgörü ve içtenliğe dayalı insan ilişkileri de günümüz dünyasında zor bulunmakla birlikte hastaları çok rahatlatır.
İlaç tedavisine gelince, bu konuda izlenebilecek birçok program vardır. Ayrıca hastaların kendi kedilerine ilaç kullanmaları çok yaygındır. Ama ne kadar yaşanmış deneyimlere dayanırsa dayansın her tedavi yönteminin eleştiriye açık yanları vardır ve hangi ilaca öncelik tanınırsa tanınsın, en zararsız görülen ilacın bile istenmeyen etkileri olabileceği unutulmamalıdır.
Aşırı yorgunluk, geçici çatışmalar gibi nedenlere bağlı olağan baş ağrıları 24 saat içinde ağız yoluyla üç dört kez 0,5 gr aspirin alınarak geçirilebilir; bu arada baş ağrısı nı kolaylaştıran alkol, sigara, ruhsal karışıklık gibi etkenlerden korunmak gerekir. Âdet öncesi görülen baş ağrısı , adet kanamasından önceki sekiz gün boyunca idrar söktürücü bir ilaç alınarak Önlenebilir; bu yöntem baş ağrısı nı hazırlayan sürecin âdet öncesi dönemde vücutta sıvı tutulması olduğu varsayımına dayanır. İdrar söktürücü alınırken aynca sıvı ve tuz alımı sınırlanmalıdır. Doğum kontrol hapları da dikkatle kullanılmalıdır. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda baş ağrıları sıklaşır ve şiddetlenir. Âdet öncesi sendromda olduğu gibi bu durumda da baş ağrısı nın nedeni prolaktin salgısının artması olabilir; prolaktin salgısı bu kez haplardaki hormonların etkisiyle arttığından doğum kontrol hapı kullanımına son verilmelidir.

Boyun omurlanmn artrozuna bağlı olarak özellikle sabahları artkafa bölgesinde duyulan şiddetli baş ağrısı , 0,5 gr aspirinle hemen geçebilir. Ancak boyun omurlarındaki hastalığı beden eğitimi ve fizik tedaviyle gidermek daha doğrudur. Kas gerilimine bağlı baş ağrıları sıcak banyo, hafif masaj ya da kas gevşetici ilaçlarla gerginliğin giderilmesiyle iyileşir. Baş ağrısını başlatan ya da şiddetlendiren nedenlerin öncelikle ruhsal-duygusal nitelikte olması durumunda psikoterapiye başvurulmalıdır. • Akupunktur- Akupunkturla ağrı giderilmesinin biri refleks, öbürü sinir-salgı sistemi etkisine bağlı olmak üzere iki ayn yolu vardır. Refleks yoluyla etki, belirli bir bölgeye verilen özgül bir uyarıya sinir sisteminin yanıtıdır.

Bu yanıt ilgili organın duyu, gerginlik, hareket ve damarlanmasında değişiklik yaparak ağrıyı giderir. İkinci yol akupunktur uyarısıyla organizmada endorfinlerin belirgin biçimde artmasıdır.
Endorfinler beyinde üretilen morfin kadar güçlü ağrı kesici maddelerdir. Belirli noktalar akupunkturla uyarıldığında sinîr-iç salgı sistemi harekete geçerek ağrı uyarısının etkisizleştirilmesini sağlar. Akupunktur ağrı yerindeki ya da uzağındaki standart noktaların 30 dakika süreyle 4-10 kez uyarılması biçiminde de uygulanabilir. En başarılı (yüzde 75) sonuçlar kas gerginliğine bağlı ağrılarda elde edilmiştir; bunu migren (yüzde 50) ve bileşik etkenli baş ağnlan (yüzde 35) izler. Akupunktur uygulaması bütün hastalarda ilaç kullanımını azaltmaktadır.
Hipnoz; Hipnoz ağrı kesici olarak anestezi, psikoterapi ve hastayı gevşetme amacıyla kullanılabilir. Otonom sinir sistemine ve bilinçaltına doğrudan girilerek içgüdüsel eğilimlerin açığa çıkarılmasım sağlar. Hipnotik yanıt beynin düş gücü ve düş kurmayla ilgili sağ yarısının bir İşlevi olabilir. Baş ağrısı çeken bir hastada hipnozun amacı ağrıyı ortadan kaldırmak ya da hafifletmektir. Bunun için hastaya, baş ağrısı na en uygun biçimde müdahale etme yeteneği kazandırılmaya çalışılır. Böylece hasta ağrı uyarısını algılar, ama acı duymaz ve nöbetlerini daha iyi denetlemeyi öğrenir (otohipnoz). Hipnoz psikoterapide de kullanılır.

Davranış tedavisinde doğrudan telkin edici hipnoza ve duyarsızlaştırma yöntemlerine başvurulur. Hipnoanalizde hastanın olayın geçtiği yeri düşlemesi, düşlerini ortaya koyması, o ana ilişkin duygularını canlandırması, deneysel çatışmaları yaşaması ve geçmiş yıllara dönmesi amaçlanır. Psikosomatik tıpta hipnoz bedende birikmiş enerjiyi harekete geçirmek ve benliğe doğrudan ulaşmak amacıyla da kullanılabilir, Ama hipnoz mucizeler yaratan bir teknik değildir; hastayı çok iyi tanımayı, belirtilerini anlamayı gerektirir.

• Biyolojik geribesleme: Biyolojik geribildirim olarak da bilinen bu yöntem ağrı tedavisinde son yıllarda kullanılmaya başlamıştır. Hastanın fizyolojik işlevlere ilişkin bilgi edinmesine ve bu işlevleri denetlemeyi öğrenmesine dayanır. Böylece hasta kendi iyileşme sürecini kendi yaratır. Biyolojik geribeslemenin çeşitli uygulama alanları vardır. Psikolojide bunaltı tedavisinde ve genellikle psikoterapiyle birlikte uygulanır. Raynaud hastalığı gibi iç hastalıklarında da yararlı olabilir. Baş ağrısı tedavisinde ise özellikle yüz güldürücü sonuçlar verir. Biyolojik geri besleme yöntemi migren de vücut sıcaklığını denetlemenin, gerilime bağlı baş ağrılarında ise kas gerginliğini azaltmanın öğrenilmesine dayanır. Elektronik olarak izlenen bu etkinliklere ilişkin bilgiler anında hastaya iletilir. Örneğin migren de hasta çevresel damar genişlemesinin göstergesi kabul edilen deri sıcaklığını denetlemesini öğrenir. Vücut sıcaklığında bir artış sağlayarak damar etkinliğini kendiliğinden denetler ve böylece baş ağrısı nı başlatan damar büzüşmesini giderir. Yönetimin başarı oranı yüzde 60 gibi oldukça yüksek bir düzeydedir. Gerilime bağlı baş ağrısı nda biyolojik geri-beslemenin amacı kas gevşemesini sağlamaktadır. Şiddetli kas gerginliği bulunan hasta bunu normale dönüştürmeyi öğrenir. Biyolojik geribeslemenin başarısı uygulanan yönteme, ruhsal etkenlere, plasebo ve tedavi eden uzmanın hasta üzerindeki etkisine göre değişebilir.

Nedeni Bilinmeyen (Birincil) Baş Ağrıları
Migren; Nöbetler halinde gelen ve nedeni tam bilinmeyen bir baş ağrısı dır. Akut gidişlidir. Genel nüfusun yaklaşık yüzde 2-5'inde görülür. Ağrı genellikle tek yanlıdır; bulantı, kusma yapar ve saatlerce sürebilir. Migrenin bazı beyin moleküllerinin metabolizmasındaki genetik bir kusurdan kaynaklandığı sanılır. Bu durum kafaiçi damar sisteminin zayıf kalmasına, dolayısıyla da damar genişlemesi ve büzüşmesiyle migren in belirmesine neden olur.

Salkım tipi baş ağrısı ; Genellikle erkeklerde görülen nedeni bilinmeyen ve az rastlanan bir baş ağrısı biçimidir. Uzun iyilik dönemlerinden sonra sık nöbetler halinde ortaya çıkar; belli bir dönem boyunca birbirine yalan aralıklarla gelen bu nöbetler sallama benzetilmiştir. Ağrı genellikle kaş kemeri üzerindedir; şiddetli, zonklayıcı ve kısa sürelidir. Bulantı, burun akıntısı ve yüzde kızarmayla birlikte ortaya çıkar.

Nedeni bilinmeyen kronik baş ağrıları; Nedeni bilinmeyen baş ağrılarının yüzde 50’si kroniktir. Bu tip baş ağrısı süreklidir ya da her gün vardır. Kafaİçİ yapılarda kronik iltihapla ortaya çıkan kronik konjestif baş ağrıları ve boyun kaslarının ağrılı gerginliğiyle birlikte görülen kas gerilimi baş ağrıları bu gruba girer.

İkincil Baş Ağrıları
Kafatası içi hastalıklara bağlı baş ağrısı ; Baş ağnsına neden olan başlıca kafaiçi lezyonlan tümörler, apseler, beyin kanamalan, kafa içinde atardamar balonlaşmalan ve menenjittir. Sinir dokusunu etkileyen kanamalarda ağn ani ve şiddetlidir. Tümör ve apselerde ağn genellikle sinir sistemi belirtileriyle birlikte görülür. Menenjitte ise ense sertliği çok tipiktir. Kafatası dışındaki hastalıklara bağlı baş ağrısı ; Baş ağnsına neden olan başlıca göz hastalıklan glokom, iriste ve gözün iç yapılarında iltihap ve merceklerle düzeltilemediğinden göz kaslarını sürekli zorlayan kınlma kusurlandır. Ortakulağın ve burun çevresindeki sinüslerin iltihaplan ile diş hastalıklan da önemli baş ağnsı nedenlerindendir. .

Baş ağrısı tanısı nasıl konur?
Hekimin ilk görevi sinüzit, tümör ya da başka bir organik süreçle ilgili ikincil baş ağnsı olasılığını araştırmaktır. Genel eğilim son migren nö-betiyle ilgilenmektir, çünkü son birkaç ay içinde ortaya çıkan ağn daha çok dikkat çeker. Hatta hasta çoğu kez yıllarca ağn çektikten sonra hekime başvurmuştur. Bulantı, üşüme, ışıktan rahatsız olma gibi belirtilerle ortaya çıkan bir baş ağnsı nöbeti varsa migren den başka bir hastalığın düşünülmesi çok güçtür.

Not: "Baş Ağrısı" konusu ile ilgili okuduğunuz yazı tamamen bilgi amaçlıdır. Tıbbi tedavi yerine kullanılmamalıdır. Bu nedenle sağlığınızı riske atmayın ve bir doktora danışın.

"Baş Ağrısı" Konusuyla Alakalı Diğer Başlıklar

 
Sayfa Başı
Doktor Web Sitesi Saç Ekimi



Etiketler

Mukoza-altı Ameliyatı Hangi Yaşta Yapılmalıdır?   Çocuklarda Bademcik   Hangi Tip Akciğer Enfeksiyonları Ameliyatı Gerektirebilir?   Crohn Hastalığı   Tiroid Nodülleri   Glomerülonefrit   Arterioskleroz Damar Sertliği   Bel ve Sırt Ağrıları Nasıl Tedavi Edilir   0-6 Yaş Cinsel Eğitimi   Göz İltihabı Nedir?   Kalça Cerrahisi   Stroke   Piercing İltihapları Dövme İltihapları   Kan Çıbanı Kör Çıban Stafilokok   Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı   Yirmi Yaş Dişi   Sezeryanlı Doğumda Anestezi Gerekli Midir?   Sünnet   Osteoartrit Nedenleri   Kan yolu ile zehirlenmeler   Göz Anjiosu   Cinsel Yaşamı Yok Eden Faktörler   Kırık   Polikistik Over Sendromu   Allerjik Kulak Hastalıkları   Titreme   Karaciğer Metastaz Nedir?   Ense Pilisi Kalınlığının Artması   Adale Krampları Tedavisi   Uçuk   Tok Tutucu Kemer Mide Kemeri Tokluk Kemeri   Yüz Nevraljisi Trigeminal Nevraljisi   Çalışan Annelere Çocuk Bakımı Önerileri   Böbrek Kanallarında Genişleme   Katarakt Nedir Belirtileri Nelerdir   Sağlık Nedir Hastalık Nedir Tanımı   Anestezi İlaçları ve Kremi   Panik Bozukluğun Tedavisi   Diskin iltihabı   Zar Kemiği ve Ayak Sandal Kemiği   Akupunktur Ve Ağrı   Sıtma (Malarya Hastalığı)   Boyun Düzleşmesi   Alerjik kimselerde Aşılama ve Bağışıklık   Kolon Kanseri Belirtileri   Az Görme Görmenin Azalması   Kanamalarda İlkyardım   Kas Kopması   Romatizmal Ağrılar   Ürtikerin Belirtileri Nelerdir?   Kondilom   Yanık Tedavisi   Sinüslerin Fonksiyonları Nedir?   Stent   Bulaşıcı Hastalıkların Sebepleri   Tükürük Bezi Tümör Cerrahisi   Kalp Durması ve Sebepleri   Distoni Nedir?   Bilgisayar İnternet Tutkusu   Üretra Darlığı Nedir?   Çocuklarda Sarılık   Artrit Hastalığı Bitkisel Tedavisi   Omuz Kol Ağrısı   Selülit Nedir?   Çocuklar Büyüyünce Deri Alerjileri Geçebilir Mi?   Klipsli Ets   İlâç Alerjileri Nasıl Tedavi Edilir?   Göğüs Yapısı göğüs kafesi   Yeme Bozuklukları   Kürtaj   Sıcak Uygulama Termofor Uygulaması   Meningomyelosel   Karaciğer Sirozunun Belirtileri   Astım Bronşiyali Neler Meydana Getirir?   Migren Belirtileri   Nefroz   Primitif Nöroektodermal Tümör   İlaçlara Karşı Alerji, İlaç Alerji Hastalığı ve Tedavisi   Tifonun Yayılmasını Önlemek   Kızlık Zarı   Çiçek Virüsü   Özofagus Kanseri   Bakteriyel Postpnömonik Plörezi   Göz Kapağı Sarkması   Kanserden Korunma Yolları   Penis Doppler Ultrasonografisi   Fasial Paraliz Yüz Felci Yüzfelci   Sedef Hastalığı   Subfrenik Abse Nedir?   All Çocukluk Dönemi Lösemisi Nedenleri   Profiloplasti   Diş Apsesi ve İltihap Tedavisi   Göz Tembelliği   Ekinokok Nedir?   Saman Nezlesinden Korunmanın Yolları   Kalp Anjiosu   Alkol ve Madde Bağımlılığı İle İlgili Bilgiler   Alerjik Durumlarda Erken Teşhis Önemli Midir?   Akciğer Kanseri Nasıl Tedavi Edilir   Obsesif Kompulsif Nedir?   Hirşutizm   Bronşial Astım Nöbeti Astma   Silikon   Özefagus Hastalıkları   İntraserebral Hematom   Tromboliz   Böbrek Yetmezliği Nedir?   Retrolental Fibroplazi   Kasık Ağrısı   Diafragma Hastalıkları   Tüp Bebek Mikroenjeksiyon Icsı   Oligodenerogliom   İskorpit Isırması   Barsak Damar Tıkanıklığı   Haşimato Hastalığı   Aids?te Kuluçka Dönemi   Penis Protezi   Tuzak Nöropatisi   Ter Bezi Apseleri İsilik   Lösemi Tedavisi   Serviks Kanseri   Teofilin Zehirlenmesi   Epilepsi Sara Havale Nöbeti   Stres Depresyon Stres Atma   Migrenin Nedenleri Migren Neden Oluşur   Vajinal Duş Nedir?   Hipertansiyon Diyeti Yüksek Tansiyon   Anevrizma   Obstrüktif Uyku Apnesi   Saç Mantarı   Alerjik Nezle   Lavman Uygulamasi Nasil Yapilir   Kulak Sağılığı Kulak Temizliği   Atelektazi   Atelektazi Akciğer Büzüşmesi   Hepatit C Nasıl Bulaşır?   Gebeliğe Hazırlık Nedir?   Penis Eğriliği Nedir?   Endotrachea Anestezi Nedir?   Kepçe Kulak   Çocuklarda Bebeklerde Su Çiçeği Hastalığı   Yüz Felci   Kalp Hastalıkları   Mide Duodenum Grafisi   İdrar Yolu Enfeksiyonu   Gastroenteritler   Raşitizm Hastalığı Nedir?   Omurga Nedir Omurga Kemikleri   Bebeklerde Uyku Problemi   Bel Omurları Bel Omuru   Gebelik Sırasında Cinsellik   Varis Tedavileri   Baharatlı Yiyecekler Ülser Yapar Mı?   Botox   Omuz Tutulması Omuz Ağrısı   Sivilce Tedavisi Nedir?   Miyop Cerrahisi   Çocuklarda Kafatası Travma   Elektroansefalografi Nedir?   Burkulma   Mongolizm   Normal Penis Gelişimi   Hepatit B Tedavisi   Çocuklarda Şaşılık   Alın Kemiği Sinüsü Ameliyatı   Çekiç Parmak   Gastrit Tedavisi   Asellüler Boğmaca Aşısı   Göğüs Dikleştirme   Gebelikte iliski Hamilelikte Cinsel İliski   Tetanos Nedir?   Hirschsprung Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?   Diş Kırılması   Dogumda Kardinal Hareketler   Endokrin Sistem   Parkinson Hastalığı Bunama Alzheimer Hastalığı Demans   Diş Sağlığı Hakkında Yanlışlar Ve Doğrular   Hidrosefali   3 Aylık Bebek Beslenmesi   Doğar Doğmaz Sünnet