Glomerülonefrit Belirtileri

Bazı belirtilerin mekanizması henüz tam olarak anlaşılmamıştır. Ödem, birçok öğenin birlikte yol aç­tığı bir belirtidir. Bir görüşe göre, akut glomerülonefritte kılcal damar duvarla­rının geçirgenliği vücudun bütün bölge­lerinde artar. Böylece kanda dolaşan su ve proteinler kolayca damar dışına çı­kabilir. Damarda dolaşan sıvının büyük bir bölümünün (yüzde 25'e kadar) da­mar dışı doku aralığına geçmesi ödemi tek başına açıklayabilir. Ama ödeme neden olabilecek başka mekanizmalar da vardır. Normal durumlarda damar-lardaki sıvıyı dışarı doğru iten hidrosta­tik basınca karşı damar duvarlarından geçemeyen plazma proteinleri geçişme (osmoz) basıncı yaratarak bir denge oluşturur. Hasta glomerüllerden protei­nin süzülerek büyük miktarlarda yitiril­mesi, kanda protein düzeyinin düşmesi­ne yol açar. Kanda protein düzeyinin düşmesi geçişme basıncını azaltır ve damardaki sıvının büyük ölçüde, damar dışma yayılmasına neden olur. Böylece dolaşımdaki kan miktarı da azalır. Kan miktarının azalması hipofizden salgıla­nan ve vücutta su tutulmasını sağlayan antidiüretik hormon ile böbreküstü bez­lerinden salgılanan aldosteronu uyanr. Bu hormonlar böbreklerden su ve tuzun idrarla atılması yerine, azalan kan mik­tarını karşılamak için geri emilmesini sağlar. Böbreklerde hızlanan geri kaza­nım süreci ödemin daha da artmasına neden olur. Öte yandan az idrar yapan ya da idran bütünüyle kesilen hastalar­da böbreğin sıvı boşaltma yeteneği bo­zulmuştur. Bu nedenle vücuttan atıla­mayan sıvılar ödeme katkıda bulunur. Tansiyon yüksekliği de yukarda sözü edilen mekanizmaya benzer bir biçim­de gelişir. Vücutta su ve tuz tutulması dolaşımdaki sıvı miktarını artırır. Sağ kulakçığa dönen fazla miktardaki kanın kalbe verdiği yükü azaltmak için kalp daha büyük bir basınçla kasılır ve vücu­da daha fazla miktarda kan pompalar. Böylece atardamar basmcı, yani tansi­yon da yükselir. Bazı olgularda kalbe dönen kan, kalp işlevleri henüz bozuk değilken bile kalp yetmezliğine yol açabilecek ölçüde artmıştır. Böyle bir durumda sağ karıncıktan akciğer dola­şımına pompalanan kan akciğerlerde göllenir. Bunun nedeni, akciğerlere gi­den fazla kam toplamakta sol kulakçı­ğın yetersiz kalmasıdır. Sonuç olarak akciğerlerde sıvı birikir ve nefes darlığı başlar. Glomerülonefritli hastalarda tipik bir belirti olan solgunluk, kansızlıktan çok, deri atardamarlarının kasılarak da­ralması ve derialtı Ödeminden kaynak­lanır. Kansızlığa bağlı solgunluk çok az olguda görülür ve uzun sürer. İdrardi kan bulunması (hematüri) böbrek kılca: damarlarının yırtılması sonucu oluşur. Kanama yırtılmaların durumuna göre gözle görülecek kadar şiddetli ya da an­cak mikroskop altında saptanacak kadar hafif olabilir. İdrarda kan görülmesi bü­tün korkutuculuğuna karşın, böbrekler­de kan akımının bulunduğunu ve süzme işlevlerinin hâlâ yapıldığım gösteren iyi bir işarettir. Gerçekten de kanamah akut glomerülonefrit iyileşme yönünde gelişir.